27 Şubat 2012 Pazartesi

Bir Web Gazetesi Macerası

Aslında iki taraf da iyi niyetliydi. Toprağımın gazetesiydi.
Bizim için yazı yazarmısın dediler... Yazmam mı hiç. Onur duyarım dedim. 

Bir köşe verdiler bana. Bak ama köşeyi buldum diye, köşeyi dönmeyesin.Ortadan kaybolacaksan hiç başlama dediler. Önce anlamadım ne demek olduğunu. Meğer köşenin tapusunu alan, "Merhaba" dedikten sonra yok oluveriyormuş ortadan. Yok dedim. Ben kendime güveniyorum. Yazmayı istediklerimin yanı sıra, çoktan yazdıklarımla en az bir sene kaybolmam ortadan diye de yokladım kendimi. Arşiv o kadar sağlam yani... Bir de dedim ben fotoğraf çekmeyi seviyorum. Hocalarım bana yazdıklarımı görsellerle belgelemeyi de öğrettiler. Kullanabilirmiyim? İstediğin kadar dediler.Ama sana ait olsun. Copy-Paste olmaz. Bir de telif, melif uğraştırma bizi. Yıllarca yazı yazsam, tükenmeyecek bir fotoğraf arşivim var. Çok şükür kimsenin emeğine göz dikmeyecek kadar da edebim. Hadi hayırlısı diyerek bir İstanbul yazısı ile yaptık siftahı.

Nereden bilirdim ! Hiç aklıma gelmedi. " İyi de sizin webmaster benim yazdıklarımı yayınlayabilecek kadar tecrübelimi?" diye sormak.

3.yazıyı gönderdim. Arkadaş kafasına göre yazının içinden bir kısımı gereksiz bulmuş.Kesmiş biçmiş.Yahu ben ne yaptım diye dönüp yaptığı işe bakmadan salmış yayına. Haydi ben kendimden vazgeçtim. Yaptığı işe, çalıştığı kuruma saygısızlık. 

Yapılan yanlışdan dolayı, webmaster'dan sorumlu bakanlık büyük bir zerafetle hatayı üstlenip özür diledi. Ancak Ocak 15 den bu yana, yazdığım yazı da yayına verilmedi. 

Neden artık yazmıyorsun diyenlere bir açıklama borcum vardı. Borcumu ödedim. 

Ne yazdığımı merak edenler, "Nuray'ın Seyir Günlüğü" nin sayfalarını "tık"lamaya devam etsinler.

Sevgi ve dostlukla....




1 yorum:

  1. Tık tık :))

    bekliyoruz yazı ve fotoğraflarını

    Sevgiler

    YanıtlaSil